26 Mart 2010 Cuma

BİZE NE OLUYOR BÖYLE

Emekli olduktan sonra çok fazla dışarı çıkmaz oldum.. Tam bir emeklilik havasındayım.. Çocukları okula gönderdikten sonra 1-2 saat daha uyumayı da adet edindim şu son ay.. Kalkıp kendime davşan kanı çay demliyorum. Yanında ne olursa ;bir kahvaltı...
Bu gün ablamla buluşup bir iş halledecektik.. Neyse umduğumuzdan da kısa sürdü işimiz. Sonra ayrıldık. Çok hafif yağmur yağdı bir ara.. Ben biraz mağaza gezip öyle döneyim diye etrafımı inceleye inceleye yürümeye başladım.. Nereye geldim ben oldum birden bire... Ankaranın Kızılayında ,Yüksel caddesindeyim ama, ben buraya gelmeyeli insanlara bir haller olmuş.. Özellikle gençlerimize.. Genç kızlar, delikanlılar Allah Allah ya.. Değişik bir giyim tarzı var.. Ama her türden.. Sanki kimse kendine yakışanı değil de, moda denilen insanı şekilden şekile sokan furyanın esiri olmuşlar..Kilolusuda ,zayıfıda giymiş kısa belli pantolonu..Yaz değil, göbek ortada. Dahada ortada pirsing mi ne işte ondan var. Kaşında ,gözünde, burnunda, çenesinde ve dilinde.. takmadıkları yer kalmamış.. Birde döğme denilen tatular.. Pantolon ve giysi konusunda birşey demiyeceğim. Çünkü bir mağazaya gittiğinizde artık üst ve alt giysiler 32-34 bedenden başlıyor..Bakıyorum genç mağazasında bebek giysisi gibi şeyler.. Ama bu döğmeler. Bunlar çıkmazki...Düşünün bi. 60 yaşında dövmeyi görmek için bir kat kaldıracaksınız:)) Erkeklerde öyle değişik saçlar varki sanki gözünüze batacak gibi. 80 kilo jöleyle tepelere dik yamaçlar gibi kaldırılan saçlar. Tarz bu heralde gençlerde. Bu saçlarla çok seksi göründüklerini mi sanıyorlar acaba..

Yeni bir akım var şimdi. Sinekdawn mı ne. Benim oğlumda hastası. Hiç seyretmesini istemediğim halde gizli gizli seyrederken yakaladım birkaç kez. Tamamen şiddet... Nasıl bir sporsa birbirlerini öldüresiye dövüyorlar.. Okulda gidip yapıyorlar bunu. Öğretmenleri çok şikayetçi. Tüm okuldan.
Hergün en az iki düğmesi ve pantolonu sökük geliyor..Tepesindeyim vazgeçirebilmek için..Birde kendine ikoncan seçmiş oyunculardan. Onun gibi olmak istiyormuş..Yakında unutacağını umut ediyorum..
Bu eserin sahiplerinin yine de bizler olduğu bir gerçek. Sözüm meclisten dışarı...derken daha önce de dile getirdiğim bir yazımı eklemek istiyorum..

Akşam haberlerini eşimle izlemek, kritik yapmak en büyük zevkim… Ama şu bloglar la uğraşmaktan yaklaşık bir iki aydır çokta fazla oturup böyle bir ortamı paylaşamadım doğrusu. Nerdeyse bir haftadan beridir de içimden gelmiyor ki elimi bilgisayara sürüp bir iki dişe dokunur bir şeyler çıkarmak. Hele ki bugün Eeeee sıkıldım artık deyip eşimle haberleri seyretmek istedim.
Bizim evde sürekli haber kanalları arasında gidip gelip mekik dokuruz. Ama bunu eşim yapar hep. Var olan bütün kanallarda bakılır haberlere. Bu arada benim beynim de sinir tarlaları arasında gezintiye çıkar. Kazasız, belasız atlatırsam bu gezintiyi ne ala.

Neyse elimizde keyif çayı, önümüzde kabak çekirdeği ve beyaz leblebi. Hüpppp, kıtır, kıtır, çıt, çıt) Adı bende saklı kanallardan birinde Uğur Dündar’ın, Bahçeşehir Üniversitesi Dekanı Deniz Ülke ARIBOĞAN’la röportajı var. Çok güzel bir konuşmaydı. “KADININ ADI VAR” arkadaşlar. Genç yaşta Dekan olmuş, Profesör olmuş, kariyerinin en üstlerinde…..Çok değerli tespitlere ve fikirlere sahip. Belkide çoğu kişinin görüpte söylemekten çekindiği konuları öyle bir söyledi ve
konuştu ki.. “Ağır” ve çok oturaklı bir şekilde hem de. Ne güzel dedik eşimle, gıyabında bizlerden övgü ve taktir aldı. Eminim onu dinleyen herkes de öyle düşünmüştür.

Offff Offf . Eşim kumanda elinde, bir hamle daha yaptı..Yine tanınmış bir kanalda bir başka abuk sabuk bir haber ."Dünyada ilk kez bir erkek hamile kaldı. Üç ay sonra bebeğini kucağına almayı bekliyor. “

Yahu genç kızım yanımda, 10 yaşında oğlum yanımızda , soruyor çocuk, Hadi cevap ver bakalım. Bir erkek nasıl hamile kalır ve doğurur.

Ne şimdi bu? İlim mi, bilim mi, kimya mı?

Kim ne derse desin ben böyle ilime, bilime karşıyım. Her şeyin özelliğini bozdular vesselam..
Ben haberi başında dinlerken çözmüştüm zaten. Söyledim de, kesin kadınlıktan erkekliğe geçiş yapan ve üretme özelliklerini kaybetmeyen biridir diye. Ama gel gelelim haberi okuyan hanım doladı da doladı. Sonuca geldi sonunda ama biz çatladıktan sonra. Aynen benim düşündüğüm gibi işte. Bu tür ince ve hassas konularda hem dini, hem de insanlık ve ve tıp etiği açısından çok sıcak bakamıyorum.
“ bi dur! haber bitsin dememe kalmadan, yine Uğur Dündar’ la beraberiz.
Varya arkadaşlar..Öyle bir haber var ki..Bırakın parti kapatmaları, Yargıtayı, türbanı, Kuzey Irak’ı, PKK’yı. Çoook daha önemli bir haber ))
Paris bizim ülkemize gelir.. Durun…Susun dedim evdekilere. Bu haberi kaçırmamam lazım…
Paris Hilton’da Ana haber bülteninde 10 dk. yer kaptı ya. Efendim..Paris Hilton’un sabah kahvaltısında yiyeceği menü çok özenile bezenile hazırlanmış isteği üzerine, burda bir şey unutuldu. Ben hatırlatmak istiyorum.Kahvaltıdan sonra kürdanını sivri mi kullanır köşelimi acaba…..
Kalacağı suit kaç oda, kaç tane plazma tv. Var, kaç tane banyo var. Bakın şu da çok önemli . Banyolardan biri tam olarak boğazı görüyormuş. Eminim Paris banyo yaparken boğaz’ımızı doya doya seyredecek.

E ben bu arada isyan etmezmiyim. Niye benim banyomdan Ankara Kalesi
görünmüyor diye…))

Gelelim öğlen yemeğineee. Bir porsiyonu 100 dolarcık olan özel dana eti istemiş Pariscik. Bu et öyle bizim bildiğimiz etlerden değil. Bu danalar Japonya’da özel çiftliklerde masaj
yapılarak ve müzik dinletilerek yetiştiriliyorlarmış.

(Burda niye diye düşündüm işte. Ne kadarda masaj yaptırsalar, sonunda yine
kündeye gelmiyorlar mı bu danalar, birde benim bildiğim sadece Mö derler. Niye müzik dinletiyolar ki.Kareoke yapsınlar diyemi)
Eeee haklı kızcağız. Karşılığında uçarılığını, seksiliğini, güzelliğini sergileyecek.

Sevgili Paris’in İstanbul trafiğinde çok fazla sıkıntı sı olmasın diye, ayrıca kendi isteği olan tam 5 çeşit süper lüküs arabalar tahsis edilmiş.
Sen iste Paris sen iste. Ne istersen yaparlar…… Haberden son duyduğum organizatörlerden 200.000 dolar kadar çok cüz’i miktarda para istemesi.

Gülüyorum ağlanacak halimize.
Ülkemde varlık açısından insanlar iki guruba ayrılmış mı. Ayrılmış tabi. Bunu kimse inkar edemez. Zenginler ve fakirler var. Aşağıdakiler ve yukarıdakiler var.

Bir yanda avuç açıp bir dilim ekmek, yada parası isteyenler; çalışıp ta geçim sıkıntısı olan, emekli olup ta açlığa mahkum olanlar ve hal böyle iken bile var olan haklardan da önemli bir bölümü elinden alınmak isteyenler…

(Örnek o kadar çok ki)
Öte yandan da Paris Hilton gelecek diye olağan üstü önlemler alıp, hazırlıklar yapıp su gibi para harcayanlar.

Bunu da çok büyük bir maharetmiş gibi Ana Haber Bültenine koyarlar..

Ne diyem ki başka…

AĞLA EY SEVGİLİ ÜLKEM AĞLA!!!

3 yorum:

Guven dedi ki...

Bırakınız insanlar yaşasın:)) Bırakın insanlar yaşadığını sansınlar:)) Ve farkettiklerinde hayatın çekilmezliğine,ana-babaların yetersizliğine,kaderin utanmazlığına sığınsınlar da bir türlü sanata,mantığa sığınmasınlar...

Sevgiler efendim.

ra55 dedi ki...

Bloglarımı çökerttikten sonra ilgi ve desteğini esirgemeyen tüm blogger arkadaşlarımla birlikte, bana ulaşabilen;
Nurgülün Dünyası, Newbahar, İlkyaz, Ege, Onuncu Köyün Adamı, Sabahattin Gencal, Ramazan Işık, Sözün Özü, Siyah kelebek, Fatih Cüce, Şanslı, Keskinli İkizlerin Annesi, Derkenar, Ebruli, Kedi Tasması, Laguer90, Sufi Saja, Muratoloji, Ece ve Kiana arkadaşlarıma çok ama çok teşekkür ederim.
Saygılarımla.

Değirmenci Dayı dedi ki...

Blogger arkadaşlarımın dikkatine arz ederim:

“Değirmenden Mektup Var!” isimli bloğumun URL adresi: http://degirmenim.blogspot.com olarak değişmiştir.

Recep Altun (Değirmenci Dayı): altunreco@hotmail.com